Ara
  • Atik Anaokulu

Çocuklarda Özgüven Gelişimini Destekleme


Kişiliğin temelini özgüven duygusu oluşturmaktadır. Özgüven duygusu, ailesel yaşantı içerisinde 0-6 yaş arasında kazanılır. Çocuk, yaklaşık bir yaşından itibaren bir birey olduğunu keşfeder. Kendini tanımaya başlar. Çevresine ve kendisine güvenmeyi öğrenir. Çocuğun yaşı ilerledikçe, çevrenin kendisini nasıl değerlendirdiği de benliğinin oluşumunda rol oynar. Bazı ebeveynler bu yaş aralığındaki çocuklarının çok küçük ve bakıma ihtiyaç duyduğunu düşünerek fazla koruyucu ve buna bağlı olarak baskıcı olabilirler. Çocuk gelişiminde korumanın sınırını oluşturmak önemli bir etkendir.

Ailelerin en önemli etkileşimi çocuklarıyla olan ilişkileridir. Gerekli koruma ve sevgi tabii ki çocuk gelişimi için çok faydalıdır. Çocuğa değer vermek özgüveni arttırır. Ancak aşırı koruyuculuk ve baskıcı tutum çocukların özgüven gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.

Özgüven eksikliği olan çocuklarda; duygu ve düşüncelerini ifade edememe, huzursuz ve ürkek bir yapıya sahip olma, sorumluluk almaktan kaçınma, karar vermede güçlük çekme veya kararını sık sık değiştirme, yeni ortamlara girememe ve yeni tanıştığı kişilerle iletişim kurmada zorluk yaşama, güvendiği kişilerin yanından ayrılmada zorluk yaşama, içe kapanık olma gibi belirtiler görülmektedir.

Koşullu sevgi çocuklarda korkular, bağımlılıklar ve özgüven sorunları doğurur. Çocuklar yaptıkları hoşa giden şeyler yüzünden sevildiğini düşünmemelidir. Çocukların yapıları, kişilikleri ve davranışları birbirinden farklı olabilir. Çocuğun kişiliği davranışları ile kıyaslanmamalıdır. Kıyaslamak, koşulsuz sevgi anlayışının dışına çıkmaktır yani çocuğu reddetmektir. Çocuk, çevresindekilerin kendini yargıladığını görürse, benliğinin oluşumu etkilenebilir. Çünkü kimi çocuk çevresinin değerlendirmelerine umursamaz bir tutum sergilerken kimi çocuk bu değerlendirmelere karşı hassas olabilmektedir. Çevrenin tepkisi, çocuğun karakterine göre olduğu zaman içe kapanık olan çocuk, az tepki gördüğü için kendini ifade etme konusunda daha az desteklenmiş olabilmektedir. Bu durumda kendi benliği için olumsuz bir tutum ve değerlendirmeye neden olabilir.

Özgüveni yaralanan çocukların; sosyal başarıları daha azdır. Arkadaş baskısından kolayca etkilenebilirler. Daha kaygılı ve içe kapanık bireyler olurlar. Bir soruna çözüm bulma konusunda kendilerine güvenleri düşüktür ve başkalarının desteği ve onayına ihtiyaç duyarlar.

Yaptıkları başarıları küçümser veya görmezden gelirler. Olumsuz duygu ve düşüncelerini kendilerine yöneltirler. Var olan potansiyellerini başarıya dönüştürmezler. Çocukların özgüvenini desteklemek için öncelikle önemli olan şey şartsız sevgi ve güvendir. Aileler, çocuğa değer vererek ve çocuğun gelişimine destek olarak, çocukların kendilerini iyi hissetmesi konusunda büyük katkı sağlayabilirler. Özgüveninin temelini oluşturmak için çocuğun  kendini iyi hissetmesi ve kendiyle barışık olması gerekir. Çocuğun sorumluluk almasına ve başarı hissini duymasına yardımcı olunmalıdır. Genellikle ailelerin yaptığı en büyük yanlışlardan biri çocuğun yapabileceği görevleri engelleyerek, çocuğun yerine anne-babanın yapmasıdır. Çocuklar yaş aralıklarına göre kendine ait bazı sorumluluklar alabilirler. Bunu engellemek çocuğa güvenilmediğini hissettirir. Güvenilmediğini hisseden çocuğun özgüveni sarsılır. Ancak unutulmamalıdır ki çocuğa verilen görev ya da ödevler onun yapabileceği türden olmalıdır. Beklentiyi fazlalaştırmak çocuğun başarısız olmasına neden olabilir. Anne babalar çocuklarına seçim yapmaları için fırsat vermelidirler. Çocukların kendi seçimlerini yaşamalarına, küçük hedefler belirlemelerine yardımcı olunmalıdır. Bunun yanı sıra çocuğu dinlemek ona değer verildiği ve saygı duyulduğunu gösteren bir yoldur. Ailelerin, çocukla göz teması kurarak anlattıklarını kesintisiz bir şekilde dinlemeleri gereklidir. Anne ve babanın çocuğu dinlemek için zaman ayırması oldukça önemlidir. Bu çocuğun kendisinin de bir birey olduğunu ve fikirlerine önem verildiğini hissetmesine yardımcı olabilir.

Çocuğun korkularını ve negatif duyguları dinlemek ve ciddiye almak gereklidir. Kendi çözümünü bulmasına ve bunları yenmesine izin verilmelidir. Çocuğun korkuları görmezlikten gelinmemelidir.  Bu korkular ciddiye alınmalı sabırla dinlenmeli ve bunun normal bir duygu olduğunu açıklanmalıdır. Çocukların yeni deneyimler kazanmasına yardımcı olmak önemlidir. Örneğin; yeni bir arkadaş edinmesi, bisiklete binmesi, (risk içermeyen) yeni yemekler yapması gibi. Veya bedensel aktiviteler, hobi aktiviteleri, müzik aktiviteleri gibi özel çalışmalara katılması sağlanmalıdır. Çocuğu cesaretlendirmek, iyi başardığı şeylerin övülmesi ve güvenildiğini duyması yeterlidir. Cesaretlendirmek yalnızca başarıyı değil ilerlemeyi de takdir eder.

Yeni deneyimler, yeni yanlışlar veya başarısızlıkları da beraberinde getirebilir. Burada önemli olan ailenin, çocuğun yaptığı yanlışları bağışlamasıdır. Bu tutum çocuğun yanlışlarla daha kolay baş etmesini sağlayacaktır.

Ailelerin, çocuğa özgüven konusunda davranışları ile örnek olması gereklidir. Anne-babanın kendilerinden emin olduğu konularla ilgili öne çıkmaları çocuk için önemli bir rol model olacaktır. Ebeveynlerin yaptıkları yanlışları veya başarısızlıkları çocuğa itiraf etmekten çekinmemeleri gereklidir. Özgüven aynı zamanda başarısızlıklarla ve yanlışlarla da baş etme ve çözüm bulma cesaretidir.

Uzman Klinik Psikolog

Gizem DURAN TÜZER


11 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Okula Uyum ve Oryantasyon

Okul, çocuklar için sosyalleştikleri ilk kurumdur. Özellikle 0-6 yaş dönemi için, bireyselleştiği kişiliğin temel yapısının oluştuğu, fiziksel, duygusal ve zihinsel becerileri kazandığı, o

©2020 by Atik Çocuk Anaokulu

yl-1.png